Su Kaynakları Konusunda DPS’li Belediye Başkanlarına Sınıfta Kaldı: Karne Notu „Yetersiz“
Siyasetçiler „halka hizmet“ ve „halkla iç içe çalışmak“тан bahsettiğinde, onları sınamanın en kolay yolu gerçeklere bakmaktır. Ve gerçekler bazen acımasızdır. Kırcaali „ViK“ (Su ve Kanalizasyon) Şirketi tarafından Kamu Bilgilerine Erişim Kanunu kapsamında sağlanan resmi veriler, Kırcaali bölgesindeki su kaynaklarının etrafındaki sıhhi koruma bölgelerinin durumu hakkında endişe verici bir tabloyu gözler önüne seriyor.
Veriler, il genelindeki yedi belediyede bulunan toplam 200 su kaynağını kapsıyor. Bunlardan sadece 11’inin resmi olarak belirlenmiş sıhhi koruma bölgesi bulunurken, 14’ünün yasal süreci devam ediyor. Geriye kalan 175 su kaynağı için ise raporda herhangi bir koruma bölgesi belirtilmemiş.
Belediyelere göre dağılım şu şekildedir:
Ardino (Eğridere): 27 su kaynağı; 1’inin sıhhi koruma bölgesi ilan edilmiş, 6’sının süreci devam ediyor, 20’sinin ise koruma bölgesi yok.
Cebel: 21 su kaynağı; ilan edilmiş sıhhi koruma bölgesi 0, 2’sinin süreci devam ediyor, 19’unun koruma bölgesi yok.
Kirkovo: 33 su kaynağı; 2’sinin sıhhi koruma bölgesi ilan edilmiş, süreci devam eden 0, 31’inin koruma bölgesi yok.
Krumovgrad (Koşukavak): 38 su kaynağı; 4’ünün sıhhi koruma bölgesi ilan edilmiş, 3’ünün süreci devam ediyor, 31’inin koruma bölgesi yok.
Kırcaali: 39 su kaynağı; 4’ünün sıhhi koruma bölgesi ilan edilmiş, süreci devam eden 0, 35’inin koruma bölgesi yok.
Momçilgrad (Mestanlı): 18 su kaynağı; ilan edilmiş sıhhi koruma bölgesi 0, 3’ünün süreci devam ediyor, 15’inin koruma bölgesi yok.
Çernoocene (Karagözler): 24 su kaynağı; ilan edilmiş sıhhi koruma bölgesi 0, süreci devam eden 0, 24’ünün koruma bölgesi yok.
Bu durum kaçınılmaz olarak şu soruyu akıllara getiriyor: Halkı düşünmek bu mu?
Çünkü burada parklardan, kaldırımlardan ya da makyaj niteliğindeki tadilatlardan bahsetmiyoruz. İçme suyundan bahsediyoruz. Kırcaali bölgesinde on binlerce vatandaşın sağlığının doğrudan bağlı olduğu su kaynaklarından bahsediyoruz.
16 Ekim 2000 tarihli ve 3 Sayılı Yönetmeliğin 4. Maddesinin 1. Fıkrası uyarınca, içme ve kullanma suyu sağlayan kaynakların etrafında sıhhi koruma bölgelerinin oluşturulması zorunludur. Kanun koyucu bunu bir tavsiye veya temenni olarak değil; içme suyunu kirlenmeden korumak ve halk sağlığı risklerini önlemek amacıyla mutlak bir zorunluluk olarak belirlemiştir.
En vahim tablo ise Çernoocene’de karşımıza çıkıyor. Rapordaki 24 su kaynağından tek bir tanesinin bile belirlenmiş bir sıhhi koruma bölgesi olmadığı gibi, bu yönde başlatılmış tek bir yasal süreç dahi bulunmuyor. Onu, yine resmi olarak onaylanmış hiçbir koruma bölgesi bulunmayan Cebel ve Momçilgrad takip ediyor. Ardino’da ise 27 su kaynağından sadece birinin sıhhi koruma bölgesi mevcut.
Elbette bu sorumluluk sadece belediye başkanlarına ait değil. Bölge Sağlık Müfettişliği (RZI), Havza Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı, su operatörü (ViK) ve diğer devlet kurumları da denetim yetkisine sahip. Tam de bu yüzden daha da rahatsız edici şu soru ortaya çıkıyor: Bu sorunun yıllardır çözülmeden bu şekilde süregelmesi nasıl mümkün olabilir?
Özellikle de onlarca yıldır DPS (HÖH) tarafından yönetilen belediyeler söz konusuyken...
Kırcaali bölgesi sakinlerinin, kendilerinin ve ailelerinin içtiği su kaynaklarının korunması için bunca yıldır ne yapıldığını bilmeye hakkı vardır.
Çünkü bir parti sürekli halka yakın olmaktan dem vuruyorsa, bunun en iyi kanıtı seçim kürsülerindeki süslü nutuklar değil, somut sonuçlardır.
Kırcaali „ViK“ Şirketi’nin resmi raporunda ortaya koyulan sonuçlara verilecek not ise ne yazık ki koca bir „yetersiz“den ötesi olamaz.

Няма коментари:
Моля, споделяйте мнението си с уважение. Груби, обидни или нецензурни коментари няма да бъдат публикувани.