PayPal
Подкрепете Ардино24Независима журналистика с вашата помощ
Дари с PayPal
Ардино 24
ЖУРНАЛИСТИКА СЪС ЗНАЧЕНИЕНезависима журналистика с вашата помощ
PayPalДари с PayPal

Mitrofanova “Trud” gazetesine neyi anlatmadı? SSCB’nin savaşa Hitler’le birlikte başladığını neden söylemedi?

 


Mitrofanova “Trud” gazetesine neyi anlatmadı? SSCB’nin savaşa Hitler’le birlikte başladığını neden söylemedi?

Rusya’nın Bulgaristan Büyükelçisi Елеонора Митрофанова’nın Вестник Труд gazetesine 9 Mayıs nedeniyle verdiği röportaj sıradan bir tarih yorumu değildir. Bu röportaj; bazı gerçekleri seçip bazılarını gizleyerek, siyasi mesajlarla “uygun” bir tarih anlatısı oluşturmanın örneğidir. Öyle bir anlatı ki, SSCB sadece mağdur ve kurtarıcı gibi gösteriliyor, rahatsız edici gerçekler ise tamamen yok sayılıyor.

Ancak bugün artık Demir Perde döneminde yaşamıyoruz. Komünizm dönemindeki sansür yok, sınır telleri yok, bilgi tekeli yok. Dijital arşivler, uluslararası belgeler, tarih araştırmaları ve dünyanın her yerinden erişilebilen kaynaklar var. Bu yüzden siyasi açıklamalar artık kolayca doğrulanabiliyor.

Sorun da tam burada başlıyor.

Mitrofanova, İngiltere ve Fransa’yı Hitler’in yükselişine göz yummakla suçluyor. Bunun bir kısmı doğrudur. 1938 Münih Anlaşması tarihsel bir gerçektir. Ancak büyükelçi çok daha önemli bir gerçeği gizliyor: SSCB’nin 1939 yılında Nazi Almanyası ile Molotov–Ribbentrop Paktı’nı imzaladığını.

Bu küçük bir ayrıntı değildir. Bu anlaşmanın gizli maddelerinde Doğu Avrupa’nın Hitler ve Stalin arasında paylaşılması yer alıyordu. Almanya’nın Polonya’yı işgalinden sonra Kızıl Ordu doğudan Polonya’ya girdi. Daha sonra SSCB Baltık ülkelerini işgal etti ve Finlandiya’ya saldırdı.

Bunlardan tek kelime yok.

Röportajda savaş, sanki SSCB başından beri Nazizme karşı savaşıyormuş gibi anlatılıyor. Oysa tarihsel gerçekler başka bir şeyi gösteriyor: 1939–1941 döneminde Moskova ile Berlin düşman değil, anlaşmalı ortaklardı.

Daha da dikkat çekici olan ise Mitrofanova’nın “SSCB savaşın büyük bölümünde neredeyse tek başına savaştı” sözleri.

Bu son derece yanıltıcıdır.

Evet, Doğu Cephesi belirleyiciydi ve Sovyet kayıpları korkunç boyuttaydı. Bunu hiçbir ciddi tarihçi inkâr etmiyor. Ancak SSCB savaşı “tek başına” yürütmedi. İngiltere, Almanya SSCB’ye saldırmadan önce Hitler’e karşı savaş halindeydi. Daha sonra ABD savaşa katıldı ve “Lend-Lease” programı kapsamında SSCB’ye devasa yardım gönderdi: binlerce Studebaker kamyonu, lokomotif, uçak, tank, telsiz, alüminyum, gıda, ham madde ve sanayi ekipmanı.

Bu yardım olmasaydı Sovyet savaş makinesi çok daha ağır durumda kalacaktı. Bunu savaş sonrası Sovyet komutanları bile kabul etti.

Ama röportajda bundan hiç söz edilmiyor.

Bir başka önemli gerçek de gizleniyor: Batılı müttefikler Avrupa’da ikinci cepheyi açtı. SSCB’nin “neredeyse tek başına savaştığını” söylemek, diğer müttefiklerin rolünü ve kayıplarını yok saymaktır.

Mitrofanova “tarihin çarpıtılmasından” söz ediyor ama kendisi şu temel gerçekleri gizliyor:

  • Molotov–Ribbentrop Paktı;
  • Polonya’nın paylaşılması;
  • Baltık ülkelerinin Sovyet işgali;
  • Finlandiya’ya saldırı;
  • Katyn Katliamı;
  • Gulag kampları;
  • kitlesel sürgünler;
  • 1945 sonrası Doğu Avrupa’daki komünist baskılar.

Bu tam bir tarih anlatısı değildir.

Bu, dikkatle seçilmiş siyasi bir anlatıdır.

Röportajda ayrıca Ukrayna ve Baltık ülkelerine yönelik ağır suçlamalar da yer alıyor. “Nazizm”, “hakları olmayan Rusça konuşanlar” ve “işbirlikçilerin kahramanlaştırılması” gibi ifadeler kullanılıyor. Evet, bu ülkelerde tarihsel figürler ve anıtlar konusunda tartışmalar var. Ancak büyükelçi, Doğu Avrupa’daki birçok ülkenin neden SSCB’yi sadece kurtarıcı değil aynı zamanda işgalci olarak gördüğünü anlatmıyor.

Çünkü İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Doğu Avrupa’nın büyük bölümü onlarca yıl Sovyet etkisi altında kaldı. Siyasi baskılar, medya kontrolü, muhalefetin yasaklanması ve Moskova’ya bağlı komünist rejimler de tarihin bir parçasıdır.

Berlin Duvarı hakkında tek kelime yok.
Siyasi kamplar hakkında tek kelime yok.
Sansür hakkında tek kelime yok.
Doğu Avrupa’daki komünist rejimlerin öldürdüğü ve baskı uyguladığı binlerce insan hakkında tek kelime yok.

Bunun yerine röportaj şu siyasi mesajı kuruyor:
“Rusya kurtarıcıdır, Batı suçludur ve Kremlin’i eleştiren herkes tarihi çarpıtıyordur.”

En tartışmalı iddialardan biri ise Володимир Зеленски’nin “yeni kanlı savaşı başlatan kişi” olarak gösterilmesi. Oysa gerçekler açıktır: 2022 yılında Rus ordusu uluslararası olarak tanınan Ukrayna sınırlarını geçti. Tam kapsamlı savaşın başlangıcı budur.

Geri kalan her şey siyasi gerekçelendirmedir.

Sorun, Rus diplomasisinin Rus tezlerini savunması değildir. Bu zaten beklenen bir durumdur. Sorun, Bulgaristan’da hâlâ bazı siyasi ve medya çevrelerinin bu tek taraflı anlatıları “tek gerçek” gibi sunması ve Kremlin’e yönelik her eleştiriyi otomatik olarak “Rus düşmanlığı” ilan etmesidir.

Ama tarih bir parti broşürü değildir.

Onlarca yıl boyunca Doğu Avrupa’daki komünist rejimler tarih üzerinde tekel kurdu. Bugün ise arşivler açık, belgeler dijital ortamda erişilebilir ve bilgi herkesin elinde. Bu yüzden eski propaganda modeli artık eskisi kadar işlemiyor: tarihin sadece “uygun” kısmını anlatıp geri kalan her şeyi “yalan” ilan etmek giderek zorlaşıyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın gerçeği daha karmaşıktır:

  • Nazizm suç rejimidir;
  • SSCB’nin Nazi Almanyası’nın yenilgisinde çok büyük rolü vardır;
  • ancak SSCB savaşın başlangıcındaki bazı olaylardan da sorumludur;
  • ve savaş sonrası Avrupa’nın yarısında kendi kontrolünü kurmuştur.

Bu gerçekleri gizlemek tarih bilinci değildir.

Bu siyasi propagandadır.




Няма коментари:

Моля, споделяйте мнението си с уважение. Груби, обидни или нецензурни коментари няма да бъдат публикувани.

Предоставено от Blogger.