Rumen Radev Yine Çok Şey Söyledi… Ama En Önemlisini Söylemeden
Başbakan Rumen Radev, kulağa güçlü gelen ancak arkasında net bir devlet duruşundan ziyade daha fazla yoruma yol açan sözlerle bir kez daha haber gündemine girmeyi başardı.
Bu seferki vesile, Rusya Başkanı Vladimir Putin’e karşı kurulması muhtemel bir mahkeme (tribunal) hakkındaki yorumuydu. Radev’e göre, bu tür bir mahkeme ancak bir devlet yenildiğinde, teslim olduğunda ve lideri esir alındığında anlam kazanır.
Evet, sözlerinde bir doğruluk payı var. Ama gerçeğin tamamı bu değil.
Tarih ve Gerçeğin Diğer Yüzü
Tarih tam olarak bu tür örneklere tanıklık etmiştir. Nazi liderlerine karşı yürütülen Nürnberg Mahkemeleri, Almanya’nın bozguna uğratılmasının ardından gerçekleşti. Son on yıllardaki askeri mahkemelerin bir kısmı da ancak rejimlerin devrilmesinden veya sanıkların tutuklanmasından sonra mümkün olabildi.
Ancak Radev, gerçekliğin diğer kısmını rahatlıkla görmezden geliyor.
Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi, Vladimir Putin hakkında çoktan yakalama kararı çıkardı. Uluslararası hukuk, teslim olma gününde başlamaz. Soruşturmalar, mahkemeler ve suçlamalar, tam da bir gün yargılama aşamasına gelindiğinde kanıtların toplanmış olması ve siyasi sorumluluğun doğması için çoğunlukla çok daha erken başlar.
Netlikten Uzak Bir Söylem
İşte bu tür açıklamalarla ilgili sorun da tam bu noktada başlıyor. Çünkü Bulgaristan Başbakanı yine herkesin duymak istediğini duyacağı şekilde konuşuyor.
Bazıları şöyle diyecek: "Bu bir realizmdir."
Diğerleri ise şunu duyacak: "Bu, Moskova'ya karşı takınılan bir başka yumuşak üsluptur."
Radev’in kendisi ise yine en önemli şeyi söylemiyor:
Bulgaristan, Rus yönetimine karşı uluslararası bir mahkeme kurulması fikrini destekliyor mu?
Rusya’yı saldırgan (agresör) olarak görüyor mu?
Bulgaristan’ın resmi duruşu nedir?
Ülkemiz bu jeopolitik çatışmada nerede duruyor?
Bu soruların cevabı yine yok.
Siyasi Yarım Tonlar ve Gazeteciliğin Görevi
Bu, Rumen Radev’in bu tarz bir üslup kullandığı ilk olay değil; tepki çekecek kadar net, ancak kesin bir siyasi bedel ödemekten kaçınacak kadar temkinli.
Sorun şu ki, Bulgaristan Başbakanı konuştuğunda toplum, siyasi yarım tonlar ve diplomatik sis perdeleri beklemiyor. Bir duruş bekliyor. Özellikle de Avrupa’yı bölen, uluslararası düzeni değiştiren ve tüm kıtanın güvenliğini belirleyen bir konuda.
Gazeteciliğin görevi sadece bu tür açıklamaları olduğu gibi aktarmak değildir. Medyanın sorumluluğu, iktidarın sözlerini sorgulamak, bunları gerçekler ışığında incelemek ve siyasilerin genellikle kaçındığı soruları sormaktır.


Няма коментари:
Моля, споделяйте мнението си с уважение. Груби, обидни или нецензурни коментари няма да бъдат публикувани.